3 Kasım 2002'yi sadece bir siyasi olay olarak değil, devlet aklının millet iradesiyle yeniden inşasının başlangıç çizgisi olarak görmek gerekir. Çünkü o gün çıkan sonuç, siyasetin mevcut aktörlerini tasfiye ederken onların yerine sadece yeni bir parti değil, büsbütün yeni bir zihniyet biçimi koymuştur. Bu zihinsel sıçrama, Türkiye'nin modernleşme tarihinde ilk kez “devleti koruma” refleksinden “devleti yeniden kurma” bilincine geçişini mümkün kılmıştır.