Türkiye–Güney Afrika ilişkilerinde yeni dönem: Erdoğan'ın mesajları ve stratejik hamle
Ömer Kılıç
Filistin meselesi, Türkiye ve Güney Afrika arasındaki yakınlaşmayı pekiştiren en güçlü alanlardan biridir.Ortak duruş, iki ülke arasında yalnızca diplomatik bir yakınlaşma değil, ahlaki ve etik bir zemin oluşturmuştur. Erdoğan'ın Güney Afrika ziyareti, Filistin dosyası üzerinden işbirliğinin derinleştirilmesi, bölgesel ve uluslararası platformlarda koordinasyonun artırılması ve iki ülkenin vicdan odaklı diplomasiye örnek teşkil edecek ortak projeler geliştirmesi için önemli bir fırsat sundu.
Bir Afrikalı liderin gözünden Trump
Ömer Kılıç
2017'de 93. yaş gününde Mugabe'ye Trump sorulduğunda, cevabı oldukça dikkat çekiciydi. Trump'ı “altın Calut” (Golyat) olarak tanımladı. Bu ifade, ilk bakışta Trump'ın şatafatlı yaşam tarzına bir gönderme gibiydi. Altınla kaplı kuleler, milyarder bir geçmiş, lüks ve güç gösterisi… Ama benzetmenin arka planı çok daha derindi.
Türkiye Afrika'da ne yaptı?
Ömer Kılıç
Türkiye'nin Afrika'daki yaklaşımı özgün bir çizgi taşıyor. Ne Çin kadar büyük yatırımlar yapabiliyor ne de ABD kadar askerî üs bulundurabiliyor. Ama Türkiye, Batı'dan da Doğu'dan da farklı, daha eşitlikçi ve kazan-kazan odaklı bir strateji geliştirmeye çalışıyor. Bu söylem, Batı'dan yorulmuş Afrika halkları arasında karşılık bulabiliyor.
Afrika ne zaman kendi gündemini kendi belirler?
Ömer Kılıç
Bugün Afrika'ya bakarken yalnızca “kim daha çok yatırım yapıyor, kim daha çok asker gönderiyor” sorularını sormak eksik kalır. Asıl mesele, kıtanın artık kendi kaderini belirleme iradesini daha yüksek sesle ortaya koymasıdır. AFRICOM'un üslerinden Çin'in otoyollarına, Türkiye'nin insnsız hava araçlarından Güney Afrika'nın Lahey'deki hukuk mücadelesine kadar tüm gelişmeler, Afrika'nın artık satranç tahtasında aktörleştiğini gösteriyor.
Güney Afrika'nın soykırım davası ve vicdan diplomasisi
Ömer Kılıç
Güney Afrika'nın İsrail'e karşı açtığı soykırım davası, sadece bir hukuk süreci değil, aynı zamanda uluslararası vicdanın test edildiği bir dönüm noktasıdır. Bu dava, gelecekte hangi ülkelerin insan hakları konusunda sadece laf ürettiği, hangilerinin ise bedel ödemeyi göze aldığı ile anılacak. Lahey'deki süreç uzun ve zorlu olabilir. Ancak tarih, sadece mahkeme kararlarını değil, o kararlar alınmadan önce kimlerin nerede durduğunu da not eder.