Anahtarın Filistinlilerin zihinlerinde ne kadar canlı bir sembol olduğunu anlatan en öenmli gösterge Eriha'nın girişindeki anahtar heykeli. Anahtar heykelinin altındaki “Bir gün döneceğiz” yazısı ise 1948'in o meş'ûm Büyük Felaketini yaşayan ve bugün dünyanın dört bir yanına dağıtılmış milyonlarca Filistinlinin, büyüklerinden miras aldıkları kararlılığın işareti.
Bir medeniyet inşâcısı Ziryâb
Prof. Dr. Mustafa Öztürk
Eşine az rastlanır özellikleri sebebiyle başlarda sürekli kıskanılıp dışlanan, bundan dolayı diyar diyar sürgün gezen ve nihâyetinde kendisine kucak açan Endülüs'te karar kılarak burada olağanüstü işler başaran Ziryâb, Batı'dan bir şeyler alan değil oraya bir şeyler götüren bir dâhidir. Doğu'dan Batı'ya, farklı bir form kazandırarak götürdüğü akıl, ferâset ve vizyon, üzerinden 1.200 yıl geçmesine rağmen Batı'nın ve hatta tüm modern dünyanın yaşam alışkanlıklarına yön vermeye devam etmektedir.
Emin Oktay tarihçiliği
Prof. Dr. Mustafa Öztürk
Emin Oktay tarihçiliğinde; hakkında yabancıların tuttuğu dosyalar dolusu bir heyet raporu olmasına rağmen Yunan mezalimi hakkında tek bir satır bile bulamaz, Yunan askerinin Anadolu'da yaptığı kıyım hakkında da hiçbir bilgiye ulaşamayız. Bu tarih kitaplarında, Rus subaylarının hakkında yazdıkları hatıralar bulunmasına rağmen Ermeni komitacıların Doğu vilâyetlerinde gerçekleştirdikleri katliamların esâmesi bile okunmaz.
"Zeytindağı" ve reddedilen o coğrafya
Prof. Dr. Mustafa Öztürk
Cumhuriyet'in kendini inşâ süreci olarak kabul edilen 1923-1940 yıllarının önemli aktörlerinden biri olan ve 1930'lardaki Kemalizm'in sistemleştirilerek bu ideolojinin halka götürülmesi ve benimsetilmesini sağlamada misyon üstlenen Falih Rıfkı Atay'ın Zeytindağı eseri, ulus devlet üzerinden bir Osmanlı eleştirisidir. Ona göre Osmanlı asırlar boyunca Arapların hâkimliğini değil, sadece “sokak bekçiliğini” yapmıştı.
Patlıcanın can yakan ateşi
Prof. Dr. Mustafa Öztürk
Bir kahveci, dükkânının külleri arasında çömelen eski sadık müşterileri için yangından kurtulmuş tek eşyası olan ocağında kahve pişirmektedir. Daha ötede fırıncılar tahta çanaklarda kurtarabildikleri mısır kümelerini ayıklamakla meşguldürler. Bazı yangınzedeler ise, yok olmuş servetlerinin son kalıntıları olan çivi ve demir parçalarını henüz tamamıyla sönmemiş korların arasında ayıklıyordur. Gautier, harabeler üstünde çubuk tüttüren şehir halkının tevekkülünü hayranlıkla anlatırken, bunu ülkesindeki âfet manzaralarıyla karşılaştırır. Ona göre İstanbul'da evi yanmış olmak sıradan bir olaydır.
Müslümanların mübarek beldeleri Mekke, Medine ve Kerbelâ'nın İstanbul'da temsil edildiği mekânlar bulunmaktadır. Mekke'yi Fatih Camisi, Medine'yi Eyub Sultan temsil eder. Hz. Hüseyin ve yârenlerinin hunharca katledilmesinden duyulan tarifsiz kederi ve onun soyundan gelenlere beslenen derin muhabbeti simgeleyen Kerbelâ'yı ise Sümbül Efendi'deki Çifte Sultanlar temsil eder.
"Babayı öldürmek" ve Kara Arslan
Prof. Dr. Mustafa Öztürk
“Medeniyet, biraderlerin ayaklanması ve baba katliyle gerçekleşir” diyen Thoma'nın bu sözünü kendi medeniyetimize uyarlamamız mümkün görünmemektedir. Zira Artuklu şehzadesi Kara Arslan, sorumluluk duygusunun bir gereği olarak Mardin Kalesi'nde açlık ve hastalıktan telef olan halkının daha fazla ıstırap çekmesine mani olabilmek için o “kötü” eylemi gerçekleştirmişti.
Yassıada'da bir şair: Faruk Nafiz Çamlıbel
Prof. Dr. Mustafa Öztürk
Faruk Nafiz, 1933'te Cumhuriyet´in onuncu yıl coşkusuna Behçet Kemal Çağlar ile Onuncu Yıl Marşı'ını yazarak katılmıştı. Faruk Nafiz'in sözlerini yazdığı marş, kendisi vatana ihanet suçuyla yargılanırken bile darbecilerin dilinden düşmüyor, darbenin adeta marşı olarak her yerde terennüm ediliyordu: “Çıktık açık alınla on yılda her savaştan…”
Çağlar üstü bir ötekilik: Roman olmak
Prof. Dr. Mustafa Öztürk
Belki çoğu romanın bile haberdar olmadığı bir gündür 8 Nisan. Birlikte yaşadıkları toplumların ötekisi olan romanların karşılaştıkları sorunlara farkındalığın oluşturulmaya çalışıldığı ve Roman kültürünün yâd edilmesinin amaçlandığı bir gündür.
Peki ya iptal edilen Ezher diplomaları?
Prof. Dr. Mustafa Öztürk
Diploma iptalinin hukuki değil, siyasi olduğunu savunarak bugün hak hukuk postuna sarınan politikacı, gazeteci, aydın ve akademisyenlerin samimi olup olmadıklarının en önemli ölçütü, 28 Şubat'ta Ezherlilerin diplomaları iptal edilirken nasıl bir tavır takındıkları, hangi hukuki refleksi gösterdikleri ve hangi demokratik itirazı dile getirdikleridir.
Halkların ortak coşkusu Nevruz
Prof. Dr. Mustafa Öztürk
Nevruz, Osmanlı kültüründe yüksek tabakada kutlanan bir bayramdı. Öyle ki nevruz adıyla bir musiki makamı, nevruziye denen bir edebî tür ve nevruz adında lezzetli bir macun çeşidi vardı. Müneccimbaşı, nevruz günü padişaha yeni yıl takvimini sunar, bahşişini de alırdı.
Habur'da "karınca" olmak
Prof. Dr. Mustafa Öztürk
Irak Türkiye hattında ‘karınca' işi son zamanlarda bir hayli yaygınlaşmış. Eskiden sadece sınıra yakın Silopi ve Cizreliler bu işi yaparken, halihazırda bütün bölgeye yayılmış. Hatta bazı şehirlerden bunun için hususi otobüsler kaldırılıyor. Bir karınca ayda ortalama 10-15 defa sınırdan girip çıkıyor.
Bir ümit çağlayanı olarak Said Nursi'nin Hutbe-i Şamiye'si
Prof. Dr. Mustafa Öztürk
Said Nursi, Hicaz'a gitmek kastıyla İstanbul'dan Şam'a uğradığında henüz 34 yaşındadır. Onun Şam'a geldiğini öğrenen Şam uleması Cuma hutbesini Emevi Camisi'nde kendisinin vermesi konusunda ısrar ederler. Said, hutbesini 10 bin kişilik bir cemaate irâd ettiğinde kendisini dinleyenler arasında en az 100 şöhretli âlim vardır. Bu genç âlimin verdiği o ateşli Arapça hutbe, Şam'da bir hafta içinde iki defa basılır.
Şair Nâbî'nin mektuplarında Halep
Prof. Dr. Mustafa Öztürk
Divan şiirinde hikemi tarzın kurucusu ve en büyük temsilcisi olan ve dönemindeki şairlerin kendisine Şeyhü'ş-şuarâ unvanını verdikleri Nâbî, hayatının 23 yılını Halep'te geçirmiş, bugün onu ölümsüz kılan birçok eserini buradayken kaleme almıştı.
Şarkıların turkuaz kraliçesi Feyruz
Prof. Dr. Mustafa Öztürk
Ünlü şair Mahmud Derviş'e “Şiirlerinizin ve güftelerinizi okumasından en çok hoşlandığınız yıldız şarkıcılar kimlerdir?” diye sorulduğunda Derwiş, Feyruz'un adını anmadan, pek çok sanatçının ismini sıralar. Feyruz'un ismini neden söylemediniz? sorusuna ise “Pardon, ben yeryüzündeki yıldızları sorduğunuzu zannetmiştim. Oysa Feyruz, gökyüzünde ulaşılması imkânsız bir yıldızdır. Onu bu yüzden anmadım.” cevabını verir.
Yabancı okulların akınına uğrayan bir imparatorluk
Prof. Dr. Mustafa Öztürk
19. yüzyılın sonlarına gelindiğinde, Osmanlı coğrafyasında misyonerlerin yabancı okul açmadıkları çok az yer kalmıştı. Yüzyılın sonlarında faal yabancı okul sayısı 920 civarındaydı. Üstelik açılan okulların sayısı, okulun bulunduğu yerdeki gayrimüslimlerin nüfusuyla mantıklı bir orantıya da sahip değildi. 1894 yılında sadece Mamuratü'l-Aziz (Elazığ) vilayetinde 83 Protestan okulunun bulunması normal şartlarda çok mantıklı görünen bir yatırım değildi.
Kılıç ile yeminin tarihi
Prof. Dr. Mustafa Öztürk
Kaşgarlı Mahmud; Kırgız, Yabaku ve Kıpçak gibi bazı boyların yemin ettiklerinde bir kılıcı yanlamasına önlerine koyduklarını ve “Gök girsin, kızıl çıksın”, yani “sözünde durmazsan kılıç kanına bulansın” dediklerini aktarır. Dede Korkut Hikâyeleri'nde de kılıç üzerine yemin edildiği, araya kılıç koyma ve kılıç altından geçmeye yer verildiği görülür.