Tüm Yazarlar
Salih Şimşek Yazıları
Avrupa ve güç politikasının yeniden keşfi
Salih Şimşek
"Güç politikası" kavramının ardında Makyavel'den Bismarck'a, Ranke'den Weber'e uzanan derin bir tarihî fikir silsilesi bulunmaktadır. Bu gelenek, uluslararası sahnede çıkar çatışmasını ve güç mücadelesini bir istisnadan ziyade, kaide olarak algılamaktadır. Harp ise bu mücadelenin iktizâ ettiğindeki vâsıtasıdır. Barış dönemleri geçici soluklanmalar, savaş ise politik rekâbetin doğal akışıdır.
Monroe Doktrini'nden Donroe Doktrini'ne: Carl Schmitt Rönesansı
Salih Şimşek
Donald Trump'ın Donroe Doktrini, liberal ve kural bazlı uluslararası düzene meydan okuyan keskin bir sapma olarak görülse de bu yaklaşımı tam mânâsıyla bir emperyalizm olarak nitelemek siyaset bilimi terminolojisi açısından kabil değildir.
Yeni Amerika, eski Berlin: 2025 Transatlantik kırılması
Salih Şimşek
Washington, Almanya için dışarı sinyal veren bir kara kutu gibi çalışmaktadır. Berlin yıllar yılı bu müttefikliği bir "süreklilik" telakkîsiyle düşündü. Washington ise onu "şartlılık" rejimine bağladı. Almanya, kurumsal Amerika'nın devamını varsaydı, Amerika, ideolojik iç dönüşümünü dış politikaya tercüme etti. Almanya, Amerika'yı haricî siyâsetin rasyonel aktörü diye okudu, Amerika, dış siyâseti iç cephenin devamı hâline getirdi.
"Tarihin Sonu"ndan tarihin devamlılığına: Savaş, şiddet ve güvenlik
Salih Şimşek
Batı dünyası - hâssaten Avrupa - liberal hülyâlarla geçen otuz senenin ardından, insanlık tarihinin bir krizler tarihi olduğu realitesiyle yeniden yüzleşmek zorunda kalmıştır. Bu yüzleşme, yalnızca entelektüel bir kriz değil, aynı zamanda Batı toplumlarının gelecek tasavvurlarının ve siyasî düzenlerinin yeniden sorgulandığı esaslı bir dönüşüm noktası olarak karşımıza çıkmaktadır.
Savaş, âidiyet ve beka: Toplumların vâroluş imtihânı
Salih Şimşek
Savaş ve âidiyet artık ne devlet buyruklarıyla ne de eski büyük anlatılarla izah edilebilir. ''Yekpâre'' toplum yerini katmanlı, çoğu zaman çelişkili ve sorgulayıcı bir yapıya terk etmiş; müşterek hikâyenin ve dayanışmanın yeniden inşâsı, günümüz toplumunun başat mes'elesi hâline gelmiştir.
Caydırıcılık paradoksu
Salih Şimşek
Birinci Dünya Harbi'nin patlak vermesi, caydırıcılığın paradoksal doğasının tarihî bir vesîkasıdır. Dönemin Alman Şansölyesi Bethmann Hollweg ve stratejistleri, Rusya'nın birkaç yıl içerisinde askerî kapasitesini dramatik şekilde artıracağı öngörüsüyle, bu tehdidi erken safhâda ortadan kaldırma sâikiyle harekete geçmiştir. Burada caydırıcılık, beklenenin tam aksi bir sonuca gebe olmuştur.
Caydırıcılık paradoksu
Salih Şimşek
Birinci Dünya Harbi'nin patlak vermesi, caydırıcılığın paradoksal doğasının tarihî bir vesîkasıdır. Dönemin Alman Şansölyesi Bethmann Hollweg ve stratejistleri, Rusya'nın birkaç yıl içerisinde askerî kapasitesini dramatik şekilde artıracağı öngörüsüyle, bu tehdidi erken safhâda ortadan kaldırma sâikiyle harekete geçmiştir. Burada caydırıcılık, beklenenin tam aksi bir sonuca gebe olmuştur.
Avrupa'da liberal militarizmin icadı
Salih Şimşek
Bugün Avrupa'da şekillenen askerî dönüşüm, şekil olarak klasik militarizme benzemese de, muhtevâsı itibarıyla ondan ayrışmaz. Ortaya çıkan yapı, yeni bir militarizasyon şeklidir. Bu tahayyül, emir yerine öneriyi, baskı yerine teşviki, zorlama yerine yönlendirmeyi merkeze alır. Michel Foucault'nun governmentality kavramıyla ifâde ettiği gibi, iktidar artık dayatmaz, yön verir. Yasak koymaz, alışkanlık inşâ eder. Cezalandırmaz, rızâ üretir.
Almanya'nın yeni güvenlik paradigması: Caydırıcılığın inşâsı
Salih Şimşek
Almanya açısından mesele, yalnızca Putin'in ne yapacağıyla sınırlı değildir. Belki daha da mühimi, Washington'un ne yapmayacağıdır. Bu müphemlik, Almanya'nın güvenliğini dış aktörlere ve geleneksel ittifaklara emânet edemeyeceği bir döneme inkılâp ettiğini göstermektedir. Artık Alman karar vericileri, güvenlik konusunda en düşük ihtimâlleri dahi göz ardı etmemekte, bu ihtimâlleri, yüksek etkili riskler olarak değerlendirmekte ve buna göre kurumsal hazırlık süreçlerini tasarlamaktadır.